Yokluğumda Varolmak
İstemediğim deneyimler yaşarken, koşabildiğim en uzak noktaya var gücümle koşup kaçmaktan başka çözümler bilmezken keşfettiğim bir oyundu. Derine doğru bastırılan bedenim yuttuğum su ile ağırlaşıp, denizin yüzeyine yansıyan güneş ışınları uzaklaşırken başladım oyunu ilk kez oynamaya. İskelenin dışında abimle kendimi çok eğlenirken seyrettim bir süreliğine; onun güven veren sıcak elini tutarak bizi evde yemeğe bekleyen anneme yüzüm dönük iskelede “geriye” yürürken. Yaşamayı seçtim.
Traji-komik hayat sık sürprizleriyle korkularımı “aşk”, “başarı”, “üstünlük”, “zenginlik”, “performans” türü pırıltılı ambalajlara sarıp birbiri ardına insan aklıyla uzun sayılabilecek yıllar süresince bana teslim etti. Herbirini hevesle kabul ederek heyecanla açtım. Bugün içinde durduğum bedenin gözlerinden asla tanıyamayacağım kimliklere bürünüp bu oyunların kimisini eş zamanlı kimisini de ardışık şekilde oynadım. Oynamaktan çok yorulduğum bir an ölmeyi seçtim.
Önce hiçlik vardı. Anlaşılır herşeyden daha büyük bir karanlık, yalnızlık, cıvıklık ve kayıtsızlık. Ölmekten vazgeçemeyeceğimi ilk kez anladığımda çok ağladım. Çok yalvardım. Çok meditasyon yaptım. Çok okudum. Çok konuştum. Çok yazdım. Çok dua ettim. Çok çalıştım. Çok düşündüm. Bildiğim beden insanlar arasında görünmez olmuştu, ses perdelenmiş, insan üstü çabayla keşfedilen tüm içsel (batıni) bilgiyi anlattığım kimseler birşey hatırlamaz olmuştu. Ben ve ben-sonrası etkiler-ekolar, fikirlere tepkiler, parçası olunan anılar- tümünün havadaki buğu kadar belirsiz olduğu an yaşandı. Çaresizdim. Eskisi gibi olmaktan vazgeçmeyi seçtim.
İlk günler çok şaşırtıcı şeyler yaşandı; ben çok iyi görünüyordu-ancak ve ancak eski bir fotoğrafın üç boyutlandırılıp renklendirilmiş sureti kadar canlı ve iyi görünüyordu. Hep aynı sinir bozucu durumlarda haklılığını kanıtlamak için 100 mia x 1010 luk hazinesini sonradan görme bir zengin gibi çevreye saçıyor, kendi hayretine her defasında da “özel bir insandır insandır, ama..” “saf” “tutarsız”, “arsız”, ile başlayan dedikodular duymaya devam ediyordu. Bütüne bir dalmış, görmüş ve “akıl”lanmıştı. Fark? Eğer seçerse senaryoları değiştirebileceğini biliyordu. Senaryoları başına dert almayacak kadar minik minik değiştirmeyi seçti.
Hayat ve kitap, biri deneysel biri kavramsal öğreti süreçleri olsalar da dualitenin büyüleyici armonisiyle “mana”da içiçe geçer ve gerçek bilme haline tramplen olurlar. Kitap (levh-i mahfuz), hafızaya alınanın gizli şekilde çizilen sureti ve okuyanın yorumuyla anlamını açan anlamına gelir. Hayat, her bir anda zihinde yaşanan resim ile gerçekleşen davranışlar (ilişkiler) arasındaki gözardı edilebilir farkın (discrepancy) neden olduğu akış halidir. Bu farkı fark edebilme hali farkındalık halidir. Farkındalık hali dilediğinde senaryoyu değiştirebilme yoluna açılan kapıdır. Kapıyı tek zeka aralar ve davranışları ile senaryoları değiştirir. Kapıyı aralayan artık yönetmen-prodüktördür ve çoklu (kollektif) zekadır. Her birey çoklu zekadan düşünce gücüyle beslenir. Düşünce pozitif bilimde kabul edilen en hızlı değişebilen (displacement) şeydir. Düşünce bireyin sistemine eşlendiğinde (synch) nöro-kimyasal bir etki ile elektrik akımına dönüşür. Sistemi 30 haftadan kısa sürede tek hücreliden karmaşık çözümleme yapabilen bir “yaratan”a dönüştürür. ?ilimin “yaşam” denilen aralığın başlangıcında nereden geldiğini, ölüm denilen geçişte nereye gittiğini açıklayamadığı ve insan hücresini ana sisteme bağlayan elektrik akımı da düşünce üzerinde ulaşımını sağlar. Kollektif zek”anın enerjisi bu denli sade, sürdürülebilir, güvenlikli- formüle veya taklit edilemez – bir altyapıda varlığını yaşar.
Ne olduğunu biliyorum. Ne olacağını bilmiyorum. Mutlu yaşamayı ve bedeni ustalıkla kullanabildiği sürece dünyadaki herşeyin keyfini çıkararak bizi yaşamayı seçiyorum. Düşüncenin değişiklikleri yönlendirmesine ve ihtiyaç duyacağımız çözümleri “kendiliğinden” üreterek bize getirmesini büyük keyifle izliyor ve bu çözümleri kabul ediyorum. Tanrı değil insan olmamızı seçiyorum. Yokluğumda var olmayı yaşıyorum.
31 Mart 2008 Pazartesi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)